Bir papatya vardı, kendince sade bir yaşamı olan.. Hayatının anlamı sevmek olan bir papatya. Öylece dikilip etrafa bakmasına rağmen hayat doluydu.. Arı arkadaşları vardı; yanına uğrar bir çayını içerlerdi. Yan taraftaki karınca kolonisiyle de çeşitli geyikler nezlinde muhabbetler kurardı.. Boş bir arazide tek bir papatya olmasının verdiği hüznünü yansıtmazdı etrafa..
Bir gece hemen yanında bir şey filizleniverdi.. O kadar çabuk büyüdü ki ; bir gecede kendi yaşında bir papatya oluvermişti.. Bunun kendisine bir armağan olduğunu anladı. Gerçi aynı gün araba geçti üstünden.. Yine yalnız kalmıştı..
Her şeye rağmen neşeyle uyandığı bir sabah, duyduğu seslerle irkildi.. Kırlarda koşup birbirini kovalayan iki genç gördü.. Yorulduktan sonra gelip hemen yanına uzandılar, ortalarında kalmıştı. kız -aşkıom benü seviyormusun, dedi.. -Hadi papatya falı bakalım, diye doğruldu birden.. Çaresiz erkek papatyaya baktı ve bir hamlede onu topraktan ayırdı.. Sevgi miydi şimdi onu can dostu topraktan ayıran.. Sevgili miydi, sevdiğine yaranmak için çiçekleri yolan.. Var olanı yok etmek miydi? Sevgi yoktan var etmek değil miydi? Bu koku neydi. Kızın göğüsleri nasıl bu kadar güzeldi..
Bunları düşünürken hayata son bir bakış atıp gövdesini yumdu.. Yamuldu bir nevi..
18 Ağustos 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

2 yorum:
Yemin ederim içimde bi cızlama oldu bunu okurken. Papatya olsa bile bu denli derinlemesine anlam yüklediğin zaman her şey üzüyor. İyi ki bu denli duyarlı yaratıklar değiliz. Yani ben değilim, sen duyarlısın :D
:D herşey o anki ruh haliyle alakalı, depresifsen herşeye derin anlam yükleyebiliyosn. tşkrler yorumn içn.
Yorum Gönder