Bir papatya vardı, kendince sade bir yaşamı olan.. Hayatının anlamı sevmek olan bir papatya. Öylece dikilip etrafa bakmasına rağmen hayat doluydu.. Arı arkadaşları vardı; yanına uğrar bir çayını içerlerdi. Yan taraftaki karınca kolonisiyle de çeşitli geyikler nezlinde muhabbetler kurardı.. Boş bir arazide tek bir papatya olmasının verdiği hüznünü yansıtmazdı etrafa..
Bir gece hemen yanında bir şey filizleniverdi.. O kadar çabuk büyüdü ki ; bir gecede kendi yaşında bir papatya oluvermişti.. Bunun kendisine bir armağan olduğunu anladı. Gerçi aynı gün araba geçti üstünden.. Yine yalnız kalmıştı..
Her şeye rağmen neşeyle uyandığı bir sabah, duyduğu seslerle irkildi.. Kırlarda koşup birbirini kovalayan iki genç gördü.. Yorulduktan sonra gelip hemen yanına uzandılar, ortalarında kalmıştı. kız -aşkıom benü seviyormusun, dedi.. -Hadi papatya falı bakalım, diye doğruldu birden.. Çaresiz erkek papatyaya baktı ve bir hamlede onu topraktan ayırdı.. Sevgi miydi şimdi onu can dostu topraktan ayıran.. Sevgili miydi, sevdiğine yaranmak için çiçekleri yolan.. Var olanı yok etmek miydi? Sevgi yoktan var etmek değil miydi? Bu koku neydi. Kızın göğüsleri nasıl bu kadar güzeldi..
Bunları düşünürken hayata son bir bakış atıp gövdesini yumdu.. Yamuldu bir nevi..
18 Ağustos 2008 Pazartesi
12 Ağustos 2008 Salı
Halk Otibisimdin, kördüğüm..

acelem varken saati geçmiş otobuse binmiş gibi sevdim seni bebek,
tüm koltuklar dolu olsada vardır tutunacak bir yerin..
ani frende ayakta duran refleksimdin,
şoföre içinden küfreden korkumdun, isyanımdın..
arkayı beşleyelim diyen muavinde gördüm ben seni
otomatik kapı gibi çarptın suratıma
uyarıya aldırmadan basamakta durmaktı duygularım..
mesai bitimi dolusurken insanlar tıka basa
ben bi kenarda yüzüm cama yapışık kaybolmuşum
benle ben arasında sıkışmışım
arkadan fordluyor bir ben
arka tarafa ilerleyemiyorum,
ilerleyemiyorum bebek..
muavine 50 lira verip bi öğrenci derken ki suçluluk duygumsun sen
bozuk para yokmu diyen muavinde gördüm seni
arakasını dönüp, söylendi
her dönüşünde
ters ters baktı bana sözlerin,
gözlerinden ziyade bebek..
tepemde dikilen amcaya yer vermememdin sen benim,
kafamı cama dayayıp uyuyormuş gibi yapardm
nefesini kafamda hissettiğim amcaydın
isyanıydın amcanın değdirdiği kolumun
hep bekledim gitmesini onun
işte öyle bekledim seni de bebek
umutsuz
suçlu
kaygılı
gözü kara
heyecanlı
boynu bükük
çünkü bebek, her an yiyebilirdim enseye tokadı
sen gibi
yediğim..
oturduğum tarafa bir saat boyunca güneş vurması
yanımdaki teyzenin omuzuma kusmasıydın
açılmayan cama isyanımdın sen benim
kasetteki nefret ettiğim şarkıydın
şoförün kasetindeki tek şarkı
bozuk klimam, sürmeyi unuttuğum roll on umda gördüm seni..
acaba inceleyecek mi diye korkarak gösterdiğim,
2 yıl öncesine ait öğrenci kimliğimdin sen benim..
muavinin göz ucuyla baktığıydın
25 kuruş için sallamadığıydın
işte o 25 kuruştu duygularım
otobüste onun için ter döküp,
indiğimde bakkaldan üst olarak almadığım..
dikkatsiz kullanan şofördüm ben
geçince otobusu zıplatan çukurlu yoldun sen
foseptik çukurumdun içine düştüğüm
tek kişilik yerdin 4 kişiyle bölüştüğüm
otobüs durmadan atlayan bebeler gibiydm bebek
kıpır kıpır
umarsız
fütursuz
o bebelere küfreden şoförde gördüm seni
kavradığı vites kolundaydı isyanım..
gece son otobüse yalnız binmemdin
şoföre tedirgin bakmalarımdın sen benim
durakta durupta binmeyen kızdı benim isyanım
otobüs hareket halindeyken atlama isteğimdin
istediğimdin bebek..
uyuyup ineceğim durağı kaçırmamdın sen benim
utancımdan kimseye söyleyemeyip, son durağa kadar gitmemdin
aynı otobüsle geri dönmemdin ineceğim durağa
şoförde ki anlam veremediğim şefkateydi isyanım
senden göremediğim
görmediğim
görmeyeceğim
göremeyeciğim
hiç mi
göremeyeceğim?
Yazarın notu: i love halk otibisi. thanks to faruk bide hale niyeyse.
3 Ağustos 2008 Pazar
Parçalı şimşekli sevdam..

Duydum ki evleniyormuşsun!! "inci küpeli kız" ım evleniyormuş.. binlerce km uzaklıktaki beni hiçe sayıp bir başkasıyla, onay vermediğim bir adamla evleniyormuş.. Nasıl onay verebilirim ki, herhangi bir adama? "bak bu kadına aşığım ama sen evlenebilirsin" mi diyeyim? adımı kötüye mi çıkarayım ha? buna gönlün el verirmi? biliyorum ki verir, hatta hiç umrunda bile değildir. ben fotograflarına bakmadan uyuyamazken, senin elin herifiyle evlenmen, umursamazlık değildir de nedir?!!
Duydum ki adı Ryan mış. ryan diye yazılırken, rayın diye okunuyormuş.. yazıldığıyla, okunduğu bile bir olmayan adama nasıl güvenebiliyorsun ha?!! nasıl teslim edebiliyorsun kendini?? nasıl öpüyorsun onu, nasıl yatıyorsun onunla!! hayır hayır dur, sakın anlatma..
yüreğimde büyüttüğüm temiz ve saf seni, daha fazla kirletme.. gülerken çıkan gamzelerinin bende yarattığı derin hissiyatı öldürme.. eşsiz yüzüne her baktığımda içimde oluşan kıpraşımı söndürme..
Konuşurken dudaklarından dökülenler önemli değil di benim için, dudaklarının hareketini son derece masum ve içten izliyordum eskiden.. ama mtv de yavşak yavşak biz evleniyoruz derken bittin bende, o an hiç bir anlam ifade etmedi o dudaklar, lanet okuyan benim dudaklarımla birlikte..
Halbuki birlikte çok işler başarabilirlerdi onlar, uçsuz bucaksız romantizmin, ortalama 27 saatlik öpüşmelerin müdavimi olabilirlerdi onlar. Şimdi biri ben evleniyorum diyor, diğeri lanet okuyor..
İkiside anlamsız birer nesne, yer yer kuruyan, lipstick le canlanan birer et parçası.. Yine dudaklar iyi, ya kalbim?? ona nolucak? lipstick filan da fayda etmez ona, anju mu olayım yani nedir?
Özetle aşk bitti.. yine bakacağımdır resmine, wallpaper im yine şu hafiften eteğini sıyırdığın masum gülüşlü resmindir, ama bitti.. sadece bir arkadaşsın artık benim için, mesafeyi belli bir seviyede tutalım lütfen, rica ediyorum. yavşak damada selamlar, en kısa zamanda ziyaretine gelip onu sevgili dostum kızılcık la tanıştıracağım.
Duydum ki yeni filmin çıkıyormuş,
hayırlı olsun scarlett..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
