Meselelerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meselelerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2008 Pazar

Parçalı şimşekli sevdam..


Duydum ki evleniyormuşsun!! "inci küpeli kız" ım evleniyormuş.. binlerce km uzaklıktaki beni hiçe sayıp bir başkasıyla, onay vermediğim bir adamla evleniyormuş.. Nasıl onay verebilirim ki, herhangi bir adama? "bak bu kadına aşığım ama sen evlenebilirsin" mi diyeyim? adımı kötüye mi çıkarayım ha? buna gönlün el verirmi? biliyorum ki verir, hatta hiç umrunda bile değildir. ben fotograflarına bakmadan uyuyamazken, senin elin herifiyle evlenmen, umursamazlık değildir de nedir?!!

Duydum ki adı Ryan mış. ryan diye yazılırken, rayın diye okunuyormuş.. yazıldığıyla, okunduğu bile bir olmayan adama nasıl güvenebiliyorsun ha?!! nasıl teslim edebiliyorsun kendini?? nasıl öpüyorsun onu, nasıl yatıyorsun onunla!! hayır hayır dur, sakın anlatma..
yüreğimde büyüttüğüm temiz ve saf seni, daha fazla kirletme.. gülerken çıkan gamzelerinin bende yarattığı derin hissiyatı öldürme.. eşsiz yüzüne her baktığımda içimde oluşan kıpraşımı söndürme..

Konuşurken dudaklarından dökülenler önemli değil di benim için, dudaklarının hareketini son derece masum ve içten izliyordum eskiden.. ama mtv de yavşak yavşak biz evleniyoruz derken bittin bende, o an hiç bir anlam ifade etmedi o dudaklar, lanet okuyan benim dudaklarımla birlikte..
Halbuki birlikte çok işler başarabilirlerdi onlar, uçsuz bucaksız romantizmin, ortalama 27 saatlik öpüşmelerin müdavimi olabilirlerdi onlar. Şimdi biri ben evleniyorum diyor, diğeri lanet okuyor..
İkiside anlamsız birer nesne, yer yer kuruyan, lipstick le canlanan birer et parçası.. Yine dudaklar iyi, ya kalbim?? ona nolucak? lipstick filan da fayda etmez ona, anju mu olayım yani nedir?

Özetle aşk bitti.. yine bakacağımdır resmine, wallpaper im yine şu hafiften eteğini sıyırdığın masum gülüşlü resmindir, ama bitti.. sadece bir arkadaşsın artık benim için, mesafeyi belli bir seviyede tutalım lütfen, rica ediyorum. yavşak damada selamlar, en kısa zamanda ziyaretine gelip onu sevgili dostum kızılcık la tanıştıracağım.

Duydum ki yeni filmin çıkıyormuş,
hayırlı olsun scarlett..

 

9 Mayıs 2008 Cuma

Plazma

Plazma. yeni meselem plazma. Bu güzel görüntü kalitesi olan ince ekran tv lere neden plazma diyorlar aklıma takıldı. Ufak çaplı bir gugıl gezintisinden sonra tam tanımını buldum. Plazma, birbirine eşit sayıda bağımsız elektron ve pozitif iyonlardan oluşan elektriksel anlamda Nötr, yüksek iyonize edilmiş gaz karışımının farklı bir hale dönüştüğünde kendisine verilen isimdir diyor gugıl. Apışıp kaldım. Copy paste yapması bile zor olan bu cümle kapasitemi zorlar gibiydi. Çevremi yokladım var mı bilen diye, yok. " İşte maddenin dördüncü hali abi " diye geçiştiriyorlar. İyi de nedir arkadaşım bu, nasıl bi hal nasıl bir tavırdır bu şeyimsi. Su değil, gaz değil.. jel mi? böle hani elimize alınca pıtır pıtır olur ya, öle bişeymi?? " Hahah çok cahilsin muhterem " diyorlar ama elinde somut bir açıklaması olan, al abi işte budur diyip elime veren biri çıkmadı karşıma. Çıksa da döverim orası ayrı. Bir de bu tvlerin hay difiniyşın ( high definition) olanları var. playstation 3 o olmadan tam randıman vermiyormuş. Yani bikaç sene sonra 'seve seve' alacaz hepimiz bu teknolojisi hakkında en ufak bilgimiz olmayan kutulardan. Bilmediğim şeyi izlemem ben diye rajon kesen arkadaşlar tüplü tv lerinin sınırlı görüntüsüne maruz kalacaklar, bir süre sonra bir mağaza vitrininde 'feşın tv' görüntülü plazmaları görünce alıyorum!! diye haykıracaklardır. Ama tüplü tv mi saklayacam ben, nolur nolmaz ... bütün plazmalar patlarsa ( ki gugıl da bulduğum tanıma göre kesin patlayacak bkz.3. satır) tüplü televizyonum yarim olur. Sega mı takar sabaha kadar pacman senin, süper mario benim zevk ve sefahat deryalarına gark olurum. Gericimiyim? asla!! ama plazma nın tanımını somut olarak bulana ya da getirene 100 bin lira + tasolarımı veriyorum..

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Kanguru


Geçenlerde günlük hayatımıza pek bi etkisi olmayacak bir bilgi öğrendim. Kanguru Avustralya yerlileri yani aborjinlerin dilinde " bilmiyorum " demekmiş. Hikaye şu; kaşifler (sömürgeciler mi deseydim. neyse bunu başka bi başlıkta inceleriz) malum kıtayı keşfedip demir atarlar. Burda garip garip zıplayan hayvanlar görürler ve aborjinlere adlarını sorarlar. Onlar da mal tabi bilmiyorlar. Köyün en cahili çıkıp bilmiyorum diyor. Bu onların dilinde kanguru. Böylece bu hayvancağızın adı kanguru kalıyor.

Ama tabi bu yanlış!!! Şimdi gelelim benim tezime.. Derin mevzulara girmeyeceğim aksine dünyanın en yüzeysel insanı olduğumdan yüzeysel bir meseleye değineceğim.
Bence kanguru " bilmiyorum hacı " demek. Bilmiyorum demek değil. evet. Bana göre 'kan' bilmiyorum 'guru' hacı demek. Bildiğiniz gibi 'guru' hindu edi budu gibi dinlerde master, teacher gibi anlamlar taşımaktadır. Bilmiyorsanız burdan bakın http://en.wikipedia.org/wiki/Guru .
Ki bu da türkçede çokca kullandığımız 'hacı' kelimesiyle birebir uyuşmaktadır. Demek ki o cahil köylü bilmiyorum hacı demiştir. kan =bilmiyorum, guru =hacı. Böylece aborjin dilini de çözmüş bulunmaktayım. Ama şimdi aborjinin teki çıkıp dese ki " benim dilimi benden iyimi bilecen düdük! hemzemin! " onu bir güzel pataklamak boynumun borcudur.

Kaynaklar : vikipedia, kıçım.
Dağılın!!

6 Mayıs 2008 Salı

Holy shit..

Holy shit. hep aklımı almıştır bu kelime. yüz tane filmde milyon kere geçtiği için midir bilinmez ama aklımı almıştır işte. Holivud filmlerini çeviren türkler bunu 'lanet olsun, kahretsin, vb..' şeklinde yorumlamışlardır, haklılardır. ama en son izlediğim filmde altyazıyı yazan hiper zeka arkadaşımıza göre doğru çeviri 'kutsal bok'. evet tam çevirisi bu; 'kutsal bok'.bu son derece doğru çeviri çeşitli sorunsallara yol açıyor ; örneğin 'bokun kutsalı mı olur lan, la bildiğin bok işte' Bence bu arkadaşın savunması, dünya genelinde ineğinden tut, çekirgesine, heykelinden tut, kendi uzuvlarına kadar tapan insanlara dayanacaktır. belki holivud da poka tapıyordur diyecektir. bu insan kendini böyle savununca biz ne diyebileceğiz, hiçbişey. yanımızda getirdiğimiz kızılcık sopalarımızı arkadaşın vücudunun çeşitli yerlerine vuracağız, bu acıtacaktır. Arkadaş dayağını yedikten sonra yüzü gözü açılacak, ben ne pespayeymişim meğer diyecek bizden ve kutsal odundan özür dileyecektir. ve bu kesinlikle bizi problemin kaynağına götürür :
holy shit = kutsal pok ise holywood = kutsal odun = kızılcık sopası

gidin şimdi...